Kıyıda Köşede Kalan Tatlar: Ankara'da Alternatif 4 Lezzet Durağı
- 24 Mar
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 27 Mar
Biz de çoğu kişi gibi bir noktada aynı şeyleri yemekten sıkıldığımızı fark ettik. Ankara’da seçenek çok gibi görünse de, dönüp dolaşıp kendimizi hep aynı tabakların karşısında buluyorduk. Pizza, makarna, klasik restoranlar… Hepsini denedik, hatta belki fazlasıyla. Ama bir süre sonra hepsi birbirine benzemeye başladı. İşte tam da bu noktada rotamızı değiştirmeye karar verdik.
Amacımız çok net: Menülerin en altına saklanmış, çok konuşulmayan, biraz da gözden kaçmış dünya mutfaklarını keşfetmek. Sosyal medyada sürekli karşımıza çıkan “popüler” mekanların dışına çıkıp, Ankara’nın kıyıda köşede kalmış lezzetlerini deneyimlemek istedik. Çünkü bazen en iyi hikâyeler, en az bilinen yerlerde saklı oluyor.
Bu yolculukta sadece yeni tatlar denemiyoruz; aynı zamanda farklı kültürleri, hikâyeleri ve insanların hayatlarına dokunan küçük detayları da keşfediyoruz. Bazen bir tabakta Tayland’a gidiyoruz, bazen Kore sokaklarında buluyoruz kendimizi, bazen de hiç bilmediğimiz bir mutfağın önyargılarımızı nasıl kırdığını fark ediyoruz.
Kısacası, biz sadece yemek yemiyoruz; aynı zamanda algılarımızı, alışkanlıklarımızı ve sınırlarımızı da test ediyoruz.
Eğer siz de klasiklerin dışına çıkmak, farklı tatlara şans vermek ve Ankara’da “acaba burada ne var?” dediğiniz yerleri keşfetmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz.
O zaman başlayalım.
Bildiğin Ankara’dan Çok Uzakta: ThaiCurry ile Tayland Tatlarının Peşinde

Ankara'da yemek söz konusu olduğunda seçenek fazla gibi görünse de, döndüğünde hep aynı tabakların karşısında bulunuluyor. Pizza, makarna, klasik restoranlar — bunların dışına çıkmak isteyenler için şehirde gerçek anlamda az sayıda alternatif var. Tayland mutfağı da Türkiye'de hak ettiği ilgiyi göremeyen, gözden kaçmış mutfaklardan biri. Thai Curry, bu açıdan Ankara'da köşede kalmış, fazla konuşulmayan yerlerden biri. Üç tarafı camlarla kaplı, doğal ışıklı bir mekân; dekorasyon abartıya kaçmıyor ama küçük detaylar Tayland hissini yakalamayı başarıyor. Girişte Tayland'dan getirilen ürünler satılıyor. Servis resmi değil, rahat ve yönlendirici — özellikle Tayland mutfağına yabancıysanız, sipariş aşamasında yardımcı oluyorlar. Tayland mutfağı tatlı, ekşi, acı ve tuzlu tatları aynı tabakta buluşturan bir denge mutfağı; Türk mutfağının doğrusal kurs düzeninden bu açıdan ayrışıyor. Pad Thai menünün en bilinen yemeği; pirinç eriştenin al dente kıvamı ve tom yum sosunun umami ağırlığı birbirini tamamlıyor. Köri bazlı tavuk daha tanıdık bir profilde, ama içindeki baharat karışımı farkını koyuyor. En çok öne çıkan iki yemek ise spring roll ve glass noodle. Spring roll çıtır yapısını ve hafif iç dolgusunu koruyor, yağlı değil. Glass noodle ilk bakışta sıradan görünüyor ama kaygan dokusu ve hafifliğiyle ayrı bir kategori — ağır yemeklerin yanında değil, tek başına daha iyi oturuyor. Tayland mutfağı "bir kerede alışılır" bir mutfak değil, yedikçe açılıyor. Fiyat olarak Ankara ortalamasının biraz üzerinde; bu mutfakla ilk kez karşılaşacaklar için iyi bir başlangıç noktası.
Lezzet:🍜🍜🍜🍜
Fiyat🍜🍜🍜🍜
Atmosfer:🍜🍜🍜
Acının, Tatlının ve Fermentenin Harmanlanması: Sopung’da Kore Deneyimi

Kore mutfağı Türkiye'de son yıllarda görünürlük kazanmaya başlasa da hâlâ büyük ölçüde gözden kaçmış, şehir şehir çok az yerde karşılaşılabilen bir mutfak olmaya devam ediyor. Sopung, Korece'de gezinti ve piknik anlamına geliyor — yani olay sadece yemek değil, yemek etrafında sosyalleşmek. Mekânın hikâyesi de buna uygun: sahiplerinden biri Kore'de yıllarca bir Türk restoranı işletmiş, hatta bir dönem Seul'ün tek Türk restoranlarından biriymiş, ardından Ankara'da Kore mutfağı açmış. Tersine bir kültür transferi. İstanbul'da başlayıp pandemi döneminde Ankara'ya taşınan işletme bugün oldukça oturmuş bir hâle gelmiş. İçeri girildiğinde ilk dikkat çeken şey Koreli ve Asyalı müşteri yoğunluğu — bu da otantiklik meselesini kendiliğinden çözüyor. Masadan çağırma butonu gibi Kore restoranlarına özgü detaylar küçük ama deneyimi tamamlıyor. Glass noodle burada diğer Asya mutfaklarındaki versiyonlarına göre daha yoğun soslu ve daha çiğnenebilir bir kıvamda, daha karakterli. Tteokbokki'nin pirinç keki dokusu alışılmadık, ama acı-tatlı sosu bağımlılık yapıcı bir taraf taşıyor. Ramyun acı seviyesi seçilebilir şekilde sunuluyor — maksimum seçeneğin ciddiye alınması gerekiyor, Kore'de acı şaka değil. Yanında gelen turp turşusu ağır tatları keserek ferahlatıyor. Çalışanların en çok önerdiği yemek bibimbap. Korece bilen personel olması mekânın ciddiyetini gösteriyor. Fiyat olarak Ankara ortalamasının üzerinde, daha çok deneyim odaklı bir ziyaret için uygun.
Lezzet:🥘🥘🥘🥘🥘
Fiyat:🥘🥘🥘🥘
Atmosfer:🥘🥘🥘🥘
Mantıdan Kaçış Yok: Urumçi’de Uygur Tatlarının Peşinde

Özbek ve Uygur mutfakları Türkiye'de adı sıklıkla duyulan mutfaklardan biri. Coğrafi ve tarihsel yakınlık düşünüldüğünde, bu ilgisizlik biraz şaşırtıcı. Ankara'da bu mutfağı sunan yer sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Urumiçi, Uygur kökenli bir aile tarafından işletiliyor; çalışanların tamamı Uygur ve kendi aralarında Özbekçe konuşuyorlar. Bu durum ortama kendiliğinden otantik bir hava katıyor. Ekip yemeklerin arka planını da anlatıyor, sadece siparişi almakla yetinmiyorlar — mutfaklarını tanıtmak istiyorlar, bu da standart bir servisin oldukça ötesinde. Mekan sakin, abartısız ve samimi bir atmosfere sahip. Kavrulmuş makarna wok tekniğiyle hazırlanıyor; isli alt aroması, et ve sebzenin dengesiyle Türk damak tadına tam olarak oturmuyor ama yabancı da hissettirmiyor. Orman mantarı ise başlı başına ilginç bir deneyim — siyah rengiyle baskın ve ağır bir tat beklentisi yaratıyor, ama tam tersi, hafif ve neredeyse tarafsız bir aromaya sahip. Mekânın kendi acı sosuyla birlikte yenmesi öneriliyor. Sos bu yemeğin karakterini tamamlıyor. Uygur mantısı Türk mantısına yapısal olarak benziyor ama çok daha iri ve dolu. Mekânın acı sosu ayrıca dikkat çekiyor: klasik biber keskinliğinden farklı, damakta hafif tatlımsı bir aroma bırakıyor ve menüdeki hemen her yemekle gidiyor. Ankara'da farklı bir mutfak denemek ama "çok yabancı gelmesin" diyenler için güzel bir adres.
Lezzet:🥟🥟🥟
Fiyat:🥟🥟🥟🥟
Atmosfer:🥟🥟🥟🥟
4.Pilavdan Currye, Tatlıdan Chai’ye: Delights for Life’da Pakistan ve Hindistan Lezzetleri

Pakistan mutfağı, Türkiye'de belki de en çok haksız önyargıyla karşılaşan mutfakların başında geliyor. Hijyen, aşırı baharat, "çok farklı" gibi algılar sosyal medyada dolaşmaya devam ediyor — oysa bu önyargıların büyük bölümü, mutfağı hiç denemeden şekilleniyor. Mekânı işleten kişi Pakistanlı eşi ve çocuğuyla Türkiye'ye yerleşmiş. Sebebi net: eşi sokakta daha rahat yürüyebilsin, çocuğu iyi bir eğitim alsın. İki yıl boyunca evde yemek yapıp göndermişler, sonra bu küçük yer açılmış. Yani burada bir restoranın değil, bir hayat kararının hikâyesi var. Menüde kullanılan baharatların tamamı Pakistan'dan geliyor — bu da tat profilinin özgünlüğünü açıklıyor. Pani puri tek lokmalık, içinde bir patlama hissi bırakan bir sokak lezzeti, alışık olunmayan bir deneyim. Butter chicken kremamsı ve dengeli baharat profiliyle tanıdık bir giriş sunuyor. Chicken tikka masala daha belirgin ve karakterli, baharat burada kendini daha net gösteriyor. Garlic naan soslu yemeklerin yanında en işlevli seçenek. Menünün en ilginç yemeği ise anasonlu basmati pilavı — aromatik profili alışılmadık, ilk birkaç kaşıkta yadırgatıcı gelebiliyor ama oturuyor, hatta garip bir şekilde bağımlılık yapıyor. En çok şaşırtan detay ise baharatların tamamının Pakistan'dan gelmesi — çoğu ziyaretçinin en çok çekindiği şeyin tam da bu olduğu düşünüldüğünde, sonuç oldukça ters köşe ediyor. Pakistan mutfağını merak edenler için açık fikirle gidilmesi önerilen dürüst bir adres.
Lezzet:🍛🍛🍛🍛
Fiyat:🍛🍛
Atmosfer:🍛🍛🍛

Yorumlar